Tikten önce gelen his
Pek çok çocuk, özellikle on yaşından büyük olanlar, tikten hemen önce bedeninde bir his fark ettiğini anlatır: gözde bir kaşıntı, boğazda bir gıdıklanma, omuzda bir gerginlik ya da “bir şeyin tam olmadığı” duygusu. Bu his, hapşırmadan önce burunda hissedilen gıcığa benzetilebilir. Tik yapıldığında his kısa süreliğine rahatlar; ama bir süre sonra yeniden başlar. Bu nedenle tikler tamamen istem dışı refleksler gibi değil, karşı konulması çok zor bir dürtüye verilen yanıt gibi düşünülebilir.
Bu önceden gelen dürtünün fark edilmesi, tedavinin temel taşlarından biridir. Çünkü çocuk dürtüyü erken fark edebildiğinde, tikin yerine başka bir şey yapmayı öğrenebilir.
Dalgalanan, yer değiştiren tikler
Tiklerin en dikkat çekici özelliklerinden biri dalgalı seyridir. Bir çocukta haftalarca göz kırpma olur, sonra azalır ve yerini burun çekmeye bırakır; birkaç ay sonra omuz silkme başlar. Tikler bazı dönemlerde neredeyse kaybolur, bazı dönemlerde ise sıklaşır. Bu dalgalanma ailelerde “Acaba yeni bir hastalık mı başladı?” kaygısı yaratabilir; oysa tiklerin doğal seyrinin bir parçasıdır.
| Tikleri artırabilen durumlar | Tikleri azaltabilen durumlar |
|---|---|
| Heyecan, stres, kaygı | Odaklanma gerektiren etkinlikler |
| Yorgunluk ve uykusuzluk | Spor, müzik, el becerisi gerektiren uğraşlar |
| Tiklerden söz edilmesi, dikkat çekilmesi | Rahat ve sakin bir ortam |
| Uzun süreli ekran kullanımı | Yeterli uyku ve düzenli günlük yaşam |
| Bazı enfeksiyonlar, hastalık dönemleri | Tiklerin görmezden gelinmesi |
Bastırmanın bedeli
Çocuklar tiklerini bir süre bastırabilir; özellikle sınıfta, misafirlerin yanında ya da muayene odasında. Bu nedenle bazı öğretmenler “Okulda hiç yapmıyor” diyebilir ya da hekim muayenede tiki görmeyebilir. Ancak bastırmak yorucudur; çocuğun dikkatinin büyük bir kısmı tikleri tutmaya gider ve bu da derslere odaklanmasını zorlaştırır. Bastırılan tikler, çocuk eve gelip rahatladığında daha yoğun bir biçimde ortaya çıkabilir. Bu durum, ailelerin “Okulda yok, evde var; demek ki bilerek yapıyor” şeklinde yanlış bir sonuca varmasına yol açabilir.
Tourette sendromu hakkında doğru bilinen yanlışlar
- “Tourette küfretmek demektir.” Uygunsuz sözcükler söyleme, Tourette sendromlu kişilerin yalnızca küçük bir kısmında görülür.
- “Tourette çok nadirdir.” Hafif biçimleri sanıldığından çok daha sıktır; pek çoğu hiç tanı almadan büyür.
- “Tourette'li çocuklar okulda başarılı olamaz.” Tourette sendromlu çocukların büyük çoğunluğu normal okul yaşamını sürdürür; zekâ düzeyleri yaşıtlarından farklı değildir.
- “Tikler kötü bir alışkanlıktır.” Tikler nörogelişimsel kökenlidir; terbiye ya da irade sorunu değildir.
Eşlik eden durumlar
Tik bozukluğu olan çocukların önemli bir kısmında başka güçlükler de bulunur. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite, takıntılar ve zorlantılar, kaygı, öfke kontrolü güçlükleri ve uyku sorunları bunların başında gelir. Bu durumlar çoğu zaman çocuğun günlük yaşamını tiklerden daha fazla etkiler; bu nedenle tedavide önceliklerin doğru belirlenmesi önemlidir. Örneğin hafif tikleri olan ama dikkat güçlüğü belirgin bir çocukta öncelik dikkat eksikliğinin tedavisi olabilir. Takıntıların eşlik ettiği durumlar için obsesif kompulsif bozukluk sayfamıza bakabilirsiniz.
Değerlendirme
Değerlendirmede tiklerin ne zaman başladığı, hangi türde olduğu, nasıl bir seyir izlediği, çocuğu ve aileyi ne ölçüde rahatsız ettiği ayrıntılı olarak ele alınır. Evde çekilmiş kısa videolar, muayenede tiklerin görülmediği durumlarda çok yararlıdır. Gerektiğinde tik benzeri hareketlere yol açabilen diğer nörolojik durumları dışlamak için çocuk nörolojisi uzmanıyla birlikte çalışılır. Eşlik eden dikkat, takıntı, kaygı ve uyku sorunları ayrıca sorgulanır.
Davranışsal tedavi
Tiklerin tedavisinde ilk seçenek, araştırmalarla etkinliği gösterilmiş davranışsal yöntemlerdir. Bu yöntemler üç temel bileşenden oluşur:
- Farkındalık: Çocuk, tikini ve tikten önce gelen dürtüyü fark etmeyi öğrenir. Ayna karşısında çalışmak ya da ebeveynin tik olduğunda sessizce işaret vermesi bu farkındalığı artırır.
- Karşıt tepki: Tik dürtüsü geldiğinde, tikle aynı anda yapılamayan, dışarıdan fark edilmeyen bir hareket uygulanır. Örneğin baş sallama tikinde boyun kaslarını hafifçe gererek çeneyi aşağıda tutmak.
- Günlük yaşamın düzenlenmesi: Tikleri artıran durumlar belirlenir ve mümkün olduğunca azaltılır; ailenin tiklere tepkisi yeniden düzenlenir.
Bu yaklaşım bilişsel davranışçı terapi ilkelerine dayanır ve genellikle on seans civarında yürütülür. Dokuz-on yaşından büyük, tiklerini fark edebilen ve tedaviye istekli çocuklarda en iyi sonucu verir.
İlaç tedavisi
Tikler ağırsa, ağrıya ya da yaralanmaya yol açıyorsa, çocuğun okul ve sosyal yaşamını belirgin biçimde kısıtlıyorsa ve davranışsal tedavi yeterli olmadıysa ilaç tedavisi gündeme gelir. İlaç tikleri tamamen ortadan kaldırmayı değil, şiddetini azaltmayı hedefler. Olası yararları ve yan etkileri aileyle ayrıntılı olarak konuşulur; en düşük etkili dozla başlanır.
Ailenin tutumu
Tikler ebeveynler için kaygı verici olabilir ve çocuğu uyarmak doğal bir tepki gibi gelir. Ancak “Yapma”, “Dur” gibi uyarılar çocuğun tikine dikkatini artırır ve tikleri sıklaştırabilir. Tiklere hiç dikkat çekmemek, onları yokmuş gibi kabul etmek, çocuğun güçlü yanlarına odaklanmak ve günlük yaşamı olağan düzeninde sürdürmek en yararlı tutumdur. Ailenin tiklerle ilgili kaygısını uzmanla paylaşması da önemlidir.
Okulda
Öğretmenin tikler hakkında bilgilendirilmesi, çocuğun derste uyarılmasını ve yanlış anlaşılmasını önler. Tiklerin yoğun olduğu dönemlerde çocuğun kısa bir süre sınıftan çıkabilmesi, sınavlarda ayrı bir ortam ya da ek süre tanınması ve akranların alay etmesine karşı net bir tutum alınması yararlıdır. Bazı ailelerin ve çocukların tercihiyle, sınıfa tikler hakkında kısa ve yaşa uygun bir bilgilendirme yapılabilir.
Ergenlikte tikler
Ergenlik döneminde pek çok gencin tikleri azalmaya başlar. Ancak tikleri süren gençlerde sosyal kaygı, utanç ve özgüven sorunları daha belirgin hâle gelebilir. Genç, tiklerini arkadaşlarından gizlemek için yoğun çaba harcayabilir ya da sosyal ortamlardan uzak durabilir. Bu dönemde gencin tikleri hakkında kendi kararlarını vermesine, örneğin arkadaşlarına anlatıp anlatmamaya, saygı göstermek önemlidir. Davranışsal tedavi ergenlerde de etkilidir ve gencin kendi bedeni üzerinde kontrol duygusunu güçlendirir.
Tikler ve uyku
Tikler uykuda belirgin biçimde azalır, ama tamamen kaybolmayabilir. Tik bozukluğu olan çocuklarda uykuya dalma güçlüğü ve huzursuz uyku sık görülür. Yetersiz uyku ise ertesi gün tikleri artırabilir. Düzenli bir uyku saati, akşam ekranlarının erken kapatılması ve sakin bir yatma rutini bu döngüyü kırmaya yardım eder.
Merak edilenler
Tikler kaç yaşında başlar?
Çoğunlukla beş ile yedi yaş arasında başlar; en yoğun dönem genellikle on ile on iki yaşlarıdır.
Tikler stresten mi kaynaklanır?
Stres tikleri artırabilir, ama tiklerin asıl nedeni değildir. Tikler beynin gelişimsel özellikleriyle ilişkilidir.
Çocuğum tiklerini bastırabiliyorsa tedavi gerekir mi?
Bastırmak yorucudur ve kalıcı bir çözüm değildir. Tikler rahatsızlık veriyorsa davranışsal tedavi daha sağlıklı bir yoldur.
Tikler kalıcı mıdır?
Çoğu çocukta tikler ergenlik sonuna doğru belirgin biçimde azalır.
Kafein tikleri artırır mı?
Bazı çocuklarda kafeinli içecekler tikleri artırabilir; bu içeceklerin sınırlandırılması önerilir.
Öğretmen tikleri fark etmiyorsa yine de bilgilendirmeli miyiz?
Tikler dönem dönem artabileceği için öğretmenin önceden bilgilendirilmesi, ileride çocuğun yanlış anlaşılmasını önler. Bilgilendirmenin kapsamına aile ve çocuk birlikte karar verir.
Tik bozukluğu olan çocuk müzik ya da spor yapabilir mi?
Elbette. Bu etkinlikler çocuğun özgüvenini destekler ve odaklanma sırasında tikler çoğu çocukta geri planda kalır.
Başvuru öncesi hazırlık listesi ve iletişim bilgileri iletişim sayfamızda.